herşeye rağmen yaşamak.....

adını bilmedigim bir yazarın ilginç şiiri

3/9/2008 · Kategori: sentez



Melek Okumaları: Ağlayarock İlahi

Yara kabuk tutunca ona taş denir her dinde.

taşın iç acıları gibiyiz seninle
daima bir hesapta açık
daima "öteki"nin toplamını veriyoruz duaya
tüm aldıklarımıza karşılık.
bir yanımız nedensiz hep kum
çocuklar fırlatıp bizi,
su üzerindeki ruh birikintilerine, bununla yetinmeyip
masala yakın korkunç kahkahalar atarken
isteksiz, bir sonraki yüzyıla sekiyoruz.
yağmur oluyor melek
biz o yağmurun rahminde zakkum.


yamalı bir sandalı günaha taşıyor sonra melek

- Tanrım!
Duyuyor musun bizi tanrım?
Batmak üzereyiz. Giderek ayrılık alıyor sandalımız.

Tanrım!
Tanrım!
Her yanımız zehir zukkum
acil toplu intihar izni istiyoruz.

her sıcak hava dalgasında bir iğne gibi
giderek daha fazla batan
bir neşter gibi eti her kesişinde
biraz daha acıtan;

arabesk bir senfoninin ortasında ille de rock diyen iki nota gibi
çekiyoruz üzerimizdeki fünyeleri.
ölürken bile aklımızda rock.
biliyorum;
bu topraklarda çok daha sert bir ölüm istemek ayıp şey
yoksa bir dua değilmiydi dudaklarımda ki;

feel it!

ah güzel tanrım
kocaman bir getto saklıyorum denizimde
ve kendi alkollü sularıma çekiliyorum, yanımda mayışık bir telaş
tüm balıklar melek olmak için zehri bekliyor bu gece
günah benden gitti
artık sende git!

gözüme saat farkı kaçtı?
onlar kan değil
gözüme bir tek "zaman doluyor"
yüzüm kendi toprağında bir esir gibi
anasız - babasız kalmış bir utanç saklıyor yanaklarında.
ve bir cümlesiyle yeniden batırıyor o sandalı tanrının derin sularına
kendini bilmez gri dilim
bana bıraktığın taştan, kumdan, acıdan..
sadece;
üç oda bir yalnızlık
müsatakil bir şaka yapabildim sevgilim.
affet!

şimdi;
çok lezzetli vebalarla ahbab olmak için
iniyorum gecenin terkinden
şiddetle bandırıyorum ekmeğimi kana.
çünkü bu ilahide,
bir yamyamın vejeteryanlığı kabul etmesi kadar günahsın bana

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

masal...

3/9/2008 · Kategori: sentez

Güzel hikâyeleri var çok konuşan masalcı teyzelerin,

Prensesler, esas oğlanlar, kralın küçük kızı, minik ayaklı külkedisi vs.

Uzun altın rengi saçları, beyaz tenleri.

Kim yazmışsa bu hikâyeleri,

Gerçeğinde, hani sarı değil de

Siyah beğeniyorsam, kalbimdeki kahraman için,

Ve benim kahramanımın beyaz atla arası yoksa

Gülümseyip araba bile yazamıyorum, öyle kralın oğlu da değil,

Hiç olmadı zaten…

Gülümsediğim, yanında rahatça ben olabildiğim.

Çocukluğumu, gençlimi, benliğimi yaşayabildiğim.

Aşk şiirleriyle büyüdüm, çok okudum çok yazdım satırlar aşina,

Bazen kelimeleri katledip, bazen aklımdakini yazdım,

Masalcı teyzelerin anlattıklarına inat.

Kendini beğendirmek için

Boyalı yüzler ve şans gerekliydi en küçük kız olmak için,

Şimdi esmerse tenim suç kimde,

Sarı değil kızıl seviyorsam, yaz kış bi çikolata kahve,

Bi kırmızı olup değişiyorsam…

Tatil sonrası simsiyah oluyorsam…

Ve aşkı hiç masallardaki gibi yaşayamıyorsam…

Ne kadar yalan yazmışlar,

Oysaki kimse ölecek kadar sevmiyor,

Sevemiyor anneden babadan çok sevgiliyi,

Eşler değişiyor, işler, eşyalar değişiyor.

Ve biz masallardaki aşka inat.

Dinliyor, ezberliyor, anlatıyoruz çocuklarımıza.

             

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!